Sosyal Medya Neredeydin?

Melda Göknel Bilal

Melda Göknel Bilal‘ı ilk TEDx SilkRoad da dinlediğim konuşmasında:

Yeni geçerli akça, manaysa; Artık günümüzde para güçse. Yeni gücümüz, kaç kişi seni takip ediyor ve beğeniyor. Yani beğenilmek çok önemli, Facebook a iyi yazmaya çalışıyoruz. Biz bu çook çook yeni araçlarla hayata farklı gözlerle bakmaya başladık. Instagram sayesinde farklı artistik göz geliştirerek, güzellikleri paylaşmaya başladı. Bu durumda anlamlı şeyler üretmek ve beğenilmek önemli noktaya geldi.

Konuşmadan ve kendisinin pozitif bakış açısından çok etkilendim.

Bizler için “Sosyal Medya Neredeydin?” başlıklı düşündürücü bir yazı yazdı:

 

“SOSYAL MEDYA NEREDEYDİN?”*

1970’lerde doğanların çocukluk fotoğrafları, ya da ailede bir film makinası alacak kadar teknolojiye meraklı birileri varsa, sessiz filmleri, 1980’lerde doğanların Polaroid fotoğrafları ve videoları, 1990’larda doğanların panaromik fotoğrafları, beta filmleri ve belki de oldukça düşük çözünürlükte dijital fotoğrafları, 2000’lerde doğanların ise facebook hesapları, cep telefonları ile çekilmiş binlerce fotoğrafı, şanslı ise blogları ve Picassa’da portfolyoları bulunuyor.

Çocuğu olanlar bilir ki; insanın en gururla paylaştığı, fotoğraf makinası almanın ya da fotoğraf çekmenin sıradan insan için anlamlandığı zaman, çocuğu olduğu zamandır. Onun fotoğrafları çekilir, eş dost akraba ile paylaşılır, her anı bir şekilde dökümante edilir. Bu da normal karşılanır.

Sosyal Medya Neredeydin?

 

Şimdi yeni normalimize bakalım: Foursquare ile yıllardır görmediğim ama sosyal medya’da her gün sabah uyandığı andan yattığı ana kadar (kocamın gün içinde nerede olduğunu bilmediğim halde) istediğim zaman elimle koymuş gibi bulabileceğim arkadaşlarım var.

Facebook aracılılğı ile okulda edebiyat derslerinde sürünmüş ama her gün 100’lerce felsefe, özlü söz türetebilen cevherleri gözlerim yaşararak izliyorum.

Instagram falı ile herkesin karakter özelliğini, tanımasam da, dökebilecek
kadar onların gözünden hayatı görüyorum.

Linkedin sayesinde de fark ediyorum ki, okulda başarı eşittir hayatta başarı değildir. Nice kopya verdiğim dostumun yüksek başarıları beni gururlandırıyor.

Şuna yaşadığım sanal kasaba içinde herkes elimin
altında.

Ne iyi…

 

Şimdi gelelim asıl önemli soruya, peki bana bunun faydası ne?

Sosyal Medya:

 

Her yeni Iphone çıktığında coşan kalabalıklara sormak istiyorum, teknolojiyi tüketmek dışında ne üretmek için kullanıyorsunuz?

Türkiye’deki sosyal medya kullanımını göz önünde bulundurursak, bu medya üzerinden gerçekleşen sosyal sorumluluk ya da sosyal girişimcilik
projesi adeti, ya da odaklı tepki kampanyası, herhangi bir konu ile ilgili akışı değiştirecek trafik adeti nedir?

Sosyal medyada boy gösteren kurumların arasında gerçek
sosyal medya stratejisi olan, bu mecranın dinamiklerini anlayan, bu mecranın gerektirdiği şeffaflık ve samimiyette davranabilenlerin sayısı nedir acaba?

I-pad, I-Phone ya da her türlü akıllı telefonları satın alan ve kullanan kaç kişi bu muhteşem araçları birşeyler üretmek için kullanıyor? Müzik bestelemek? Resim yapmak? Yazı yazmak?

İnternette hızla artan içerikte elimizin altındaki bütün bu aygıtların ve onlar için geliştirilmiş uygulamaların büyük katkısı var. Bunu hepimiz biliyoruz, peki bizim bu artan içerik dünyasına katkımız nedir?

Yaratıcılık insanın doğasında olan, ve çalıştırarak geliştirilebilen bir meleke. Eskiden resim ya da tasarım yapmak zorken şimdi
bir dünya uygulama ile çocuklar bile kreasyonlar ortaya çıkarabiliyor.

Fotoğraf
çekmek için özel makinalara, özel merceklere ve filtrelere ihtiyaç yok,
cebinizdeki telefon ile bir dijital sergi açabilecek güçtesiniz.

Hergün işe
8:30’da gelip 17:30’da gidip, suya sabuna dokunmadan çalışan bir kişi olabilirsiniz, ama bu sizi “Skin Art” konusunda ahkam kesebileceğiniz
alt kimliğinizi, korkusuzca ortaya koyabilme konusunda durduramaz.

Yeni Dünya, bize istediğimiz kişi olma lüksünü en azından sanal
olarak veriyor.
Daha iyi, daha çılgın, daha yaratıcı, daha seksi…ne
isterseniz olabileceğiniz
bir mecra ve bütün bunları zahmetsizce uygulayabileceğiniz araçlar veriyor.

Tek yapmanız gereken odaklanmak.

  En büyük tutkunuzu,

 En büyük yeteneğinizi,

 Size ihtiyaç duyan kişi ya da pazarı bulmak.

Sonra küçükten başlayın. Bebek adımları ile bir görücüye çıkarın kendinizi Bir sabah kalktığınızda 1 kişi bile olsa sizi bulmuş ve okumuşsa, bir kişi bile olsa sizi beğenmiş ve takdir etmişse, bu, dünden daha ileridesiniz demektir.

Hadi biraz cesaret. Ve sevgili kurumlar, siz de kendinizi büyük bir yürekle ortaya koyun, çünkü artık fabrikalar, mağazalar, atölyeler hepsi şaffaf. Sizin sakladıklarınızı biz naklen izliyoruz.

“Honesty is the best policy!” (Dürüstlük en doğru tutumdur!)

Bu benim ilk öğrendiğim İngilizce deyişlerden biridir. Belki de bu nedenle yabancı şirketler yüzlerce yıl varolabiliyorlar.

Kurumun ortaklarından, ortakların çalışanından, çalışanın müşteriden gizlisi yok.

Ve hepimize…


Biz çok kalabalığız,


Ve sosyal medyada sesini duyurmak çok kolay. Gizli olarak, adın ile kedinin adı ile fark etmez! Yeter ki organize olalım, Dünya’yı değiştirebiliriz, yeter ki inanalım. Bize verilen bu gücün biz de hakkını verelim.

En son olarak soruyorum.

Daha once nerelerdeydin sosyal medya?!

*Henrich Böll’e bir gönderme olarak…